Saadet Partisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Saadet Partisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Temel Karamollaoğlu: Yeni iktidarın en güçlü aktörlerinden birisi Saadet Partimiz olacaktır

Temel Karamollaoğlu: Yeni iktidarın en güçlü aktörlerinden birisi Saadet Partimiz olacaktır

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, 'Yeni iktidarın en güçlü aktörlerinden birisi de elbette Saadet Partimiz olacaktır' dedi.

Temel Karamollaoğlu: Yeni iktidarın en güçlü aktörlerinden birisi Saadet Partimiz olacaktır

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında yaptığı konuşmada, Türkiye'nin artık seçim atmosferine girdiğini söyledi.

Bu seçimde parti kaygısıyla değil ülke kaygısıyla hareket eden bir yönetimin geleceğini belirten Karamollaoğlu, partisinin iktidarını değil, Türkiye'nin itibarını düşünen bir yönetimin iktidara geleceğini ifade etti.

Yeni seçimle, şahısların menfaatlerini değil, milletin ihtiyaçlarını merkeze alan bir iktidarın geleceğini aktaran Karamollaoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Umudun ve güvenin adresi Saadet Partisi'dir"

"Yeni iktidarın en güçlü aktörlerinden birisi de elbette Saadet Partimiz olacaktır. Çünkü Saadet Partisi yolsuzluğun, haksızlığın, rüşvetin olmadığı bir Türkiye'nin teminatıdır. Büyük bir memnuniyetle vatandaşlarımızın bize olan güvenini ve her geçen gün artan desteğini gittiğimiz her yerde görüyoruz. Sahada çok net bir şekilde görülüyor ki özellikle AK Parti iktidarının yanlışlarından bıkmış insanlarımız için umudun ve güvenin adresi Saadet Partisi'dir."

Temel Karamollaoğlu: Yeni iktidarın en güçlü aktörlerinden birisi olacağız

Karamollaoğlu, bir gazetecinin "MHP'nin yeni af düzenlemesi üzerinde çalıştığı iddiası var. Sizin af düzenlemesine bakış açınız nedir?" sorusunu ise şöyle yanıtladı:

"Af dediğiniz kapsamlı, adil olmalı"

"Eğer bu af düzenlemeleri iktidara yakın çevrelerin yaptığı haksızlıkları affetmek içinse bizim buna razı olmamız mümkün değil. Af dediğiniz kapsamlı, adil olmalı özellikle de mükerrer işlenen suçlar dikkate alınmalı. Bunun da yeri elbette parlamentodur, en doğrusu odur. 'Sadece ben kendi yandaşlarımı affedeceğim' mantığıyla hazırlanan bir af Türkiye'ye fayda sağlamaz, ülkeyi de bugün içine sürüklenmiş olduğu kargaşadan kurtarmaz diye düşünüyorum. Doğrudur, mutlaka parlamentoda bu konu ele alınmalıdır." diye konuştu.

Temel Karamollaoğlu: Yeni iktidarın en güçlü aktörlerinden birisi Saadet Partimiz olacaktır #1

Temel Karamollaoğlu: Yeni iktidarın en güçlü aktörlerinden birisi Saadet Partimiz olacaktır #2

Temel Karamollaoğlu: KHK mağdurlarının tüm haklarını eksiksiz kendilerine iade edeceğiz

Temel Karamollaoğlu: KHK mağdurlarının tüm haklarını eksiksiz kendilerine iade edeceğiz

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, 'KHK mağdurlarının feryâdı Arş-ı Alâ'ya ulaştı, İktidarımızda, hakkı gasp edilenlerin tüm haklarını eksiksiz kendilerine iade edeceğiz' dedi.

Temel Karamollaoğlu: KHK mağdurlarının tüm haklarını eksiksiz kendilerine iade edeceğiz

Muhalefet, 15 Temmuz sonrası kamudan ihraç edilen FETÖ’cülere destek vermeye devam ediyor.

Saadet Partisi Temel Karamollaoğlu, Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ilişkin  açıklamalarda bulundu.

"KHK mağduriyetlerine son vermeye hazırız"

Karamollaoğlu, "Sonsuz iktidar yoktur ve herkes yaptığının hesabını belki bu dünyada, fakat ahirette mutlaka verecektir! Özellikle, inançlı olduklarını iddia eden kesimlere bunu söylemeyi görev addediyorum. Biz isteriz ki, siz bu yanlışlarınızdan ve zulümlerinizden vazgeçin; bu vebalden kurtulun. Fakat yanlışınızda ısrar etmeye kararlıysanız; bilin ki biz de KHK mağduriyetlerine son vermeye ve bu adaletsizliklere dur demeye kararlıyız." dedi.

Temel Karamollaoğlu: KHK mağdurlarının tüm haklarını eksiksiz kendilerine iade edeceğiz VİDEO

Karamollaoğlu'nun açıklaması şöyle:

"KHK meselesi 6 yıldır kanayan bir yara"

"Birlik ve beraberliğimiz açısından hassasiyet göstermemiz gereken en öncelikli mefhum adalettir! Adalet yara almışsa, diğer hiçbir şeyin tedavisi mümkün olmaz. Hukuk rafa kaldırılmışsa, tedavülde olan diğer şeylerin hiçbir faydası ve kıymeti yoktur! KHK meselesi hepimizin malumu; toplumsal vicdanı zedeleyen ve 6 yıldır kanayan bir yara…Defalarca dile getirdik, iktidarı defalarca uyardık. Fakat iktidarda bulunanlar hatalarını telafi etmek yerine, ne yazık ki ısrarla yeni yanlışlar yapıyor.

KHK mağdurlarının feryadı Arş-ı Ala'ya ulaştı"

KHK mağdurlarının feryâdı Arş-ı Alâ'ya ulaştı, sadece sağır taklidi yapanlar duymuyor... Şimdi de geçici bir maddeyle, bir günde 6 binden fazla insanın işini, ekmeğini elinden aldılar. Hem de sorgusuz, sualsiz; savunma için verdikleri 1 haftanın dolmasını dahi beklemeden! Hangi hakla, hangi vicdanla, hangi değer yargısıyla ve hangi hukuk kaidelerine göre? Sadece ama sadece ‘ben yaptım oldu’, ‘ben şu an iktidardayım, gözünün üstünde kaşın var, ben seni beğenmiyorum’ mantığıyla yapılıyor tüm bunlar!" ifadelerini kullandı.

Temel Karamollaoğlu: KHK mağdurlarının tüm haklarını eksiksiz kendilerine iade edeceğiz #1

Murat Özer yazdı: 28 Şubat İttifakı


 Cumhur İttifakı bileşenleri söyleseydi, haksız bir ithamda bulunmuş olabilirlerdi. Oysa bu ismi kendileri seçtiler. ABD Başkanı Biden’ın canhıraş desteklediği, bu yüzden Sayın Bahçeli’nin deyimiyle millette değil “zillette” buluşan bu ittifaka bundan sonra “28 Şubat İttifakı” diyebiliriz.


Türk siyaseti daima sembol isim ve tarihleri önemsemiştir. Mesela 2023 tarihine bu kadar kıymet vermemizin sebebi Cumhuriyetimizin 100. yılı olması değil midir? Ülkemizi dünyada yeniden askeri ve siyasi bir güç haline getirmeyi hedeflediğimiz 2071 tarihinin önemi ise Anadolu’ya ayak bastığımız Malazgirt Zaferi’nin 1000. yılı olmasıdır. Düşmanlarımız için de semboller önemli.


TARİHLER ÖNEMLİ SEMBOLLERDİR


Mesela Yeni Zelanda’da cami basarak 51 Müslümanı namaz kıldıkları sırada şehit eden katiller silahlarına Miloş Obiliç yazmışlardı. Bu isim, Kosova Savaşı’nda Sultan Murat Hüdavendigar’ı şehit eden kişiydi ve Balkanları bir İslam yurdu haline getiren o zaferimize karşı 630 yıldır süren nefreti sembolize ediyordu.


Suriye’de bir terör devleti kurma girişimlerine karşı başlattığımız Fırat Kalkanı Harekâtı, Yavuz Sultan Selim’in Suriye’ye yönelik seferi olan Mercidabık Savaşı’nın 500. yılında ve aynı günde 24 Ağustos’ta başlamıştı. Hilafetin Yavuz’a geçtiği ve Türkleri asırlar boyu İslam dünyasının lideri yapan Mercidabık’ın gerçekleştiği ovada, 5 asır sonra Batı’nın örgütlediği sahte DEAŞ hilafeti Türk askerinin eliyle yok edildi.


Görüldüğü gibi tarihlerin sembolik anlamları vardır ve siyaset kurumu “taraf olma” ya da “karşıt olma” durumlarını muhatabına bu tarihler üzerinden mesaj olarak verir. Buna çok çarpıcı bir örnek 12 Eylül darbecilerinin yargılanmasının önünü açan Anayasa değişikliği referandumunun 12 Eylül 2010 tarihinde yapılması olmuştu.


Türkiye’yi “güçlendirilmiş parlamenter sistem” adıyla eskiden olduğu gibi güçsüz ve bol koalisyonlu dönemlere “geri götürmeyi” vaat eden 6 partinin, ittifaklarını ilan edecekleri tarih için ülkemizi felakete sürükleyen 28 Şubat Darbesi’nin yıldönümünü seçmesi elbette bir tesadüf değil.


İSTEDİKLERİ KAOS VE GERİCİLİK


Darbecilerin tehdit, şantaj ve silah zoruyla yıktıkları Refah-Yol Hükümeti yerine kurdurulan ve ancak 17 ay sürebilen azınlık iktidarında koalisyonun 1. ortağı Mesut Yılmaz seçimlerde yüzde 19, ikinci ortağı Bülent Ecevit ise ancak yüzde 14 oy alabilmişti.  İşin daha da kötüsü Ecevit bu oyla 56. Hükümeti kurarak 1999 seçimlerine kadar ülkeyi tek başına idare etmişti. İşte özlem duydukları yönetim bu.


28 Şubat kararlarını uygulamakla övünen Akşener ile darbecilerin sembol isimlerinin milletvekili yapıldığı CHP’nin birlikte bu ittifakı kurmaları anlaşılır bir şey. Ya darbenin iktidardan devirdiği Milli Görüş’ün partisi olduğunu iddia eden Saadet’e ne oluyor? Onlar da 28 Şubat yargılamalarında “şikâyetçi olmayarak” konumlarını ilan etmediler mi?


Altı partinin 5,5 saat konuşup üzerinde anlaştıkları metinde Avrupa Konseyi ve Avrupa Birliği normlarını çıkış yolu olarak göstermeleri ise nihai amaçlarını ortaya koyuyor. Demirtaş, Kavala hatta Öcalan’a tahliye yolunu açacak bu birlikteliğin içinde HDP’nin olmaması ise sadece bir göz boyama.


Darbenin özgürlüklere, azınlığın çoğunluğa galebe çaldığı bir anlayışı savunmak için kendilerine “28 Şubat İttifakı”ndan daha iyi bir isim bulamazlardı. En azından bunu başardılar.