Dava etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Dava etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Adnan Oktar davasında ikinci gün

Adnan Oktar davasında ikinci gün

Adnan Oktar Suç Örgütüne yönelik hükmün İstinaf Mahkemesi tarafından usulen bozulmasının ardından yeniden görülen davada bazı tutuksuz sanıklar savunmaları alındı.

Adnan Oktar davasında ikinci gün

Adnan Oktar Suç Örgütü davası devam ediyor.

İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi'nde, Marmara Ceza ve İnfaz Kurumu karşısındaki salonda yapılan ilk duruşmaya Adnan Oktar'ında aralarında bulunduğu tutuklu sanıklar getirildi.

Salonda bazı tutuksuz sanıklar ve sanık avukatları da hazır bulundu. Duruşmayı çok sayıda izleyicide takip etti.

"Adnan Bey şimdiye kadar tanıdığım en ahlaklı insandır"

Tutuksuz sanık Fatma Ceyda Ertüzün İstinaf mahkemesinin verdiği kararın doğru olduğunu belirterek, "İstinaf kumpası çökertmiştir. Yerle bir etmiştir. BAM 1'inci Ceza Dairesini tebrik ediyorum. Yaklaşık 750 noktadan ceza kararını bozmuştur. Aileleri parçalamaya çalıştılar.

Ailem bu davada ki kumpası fark etti. 60 yaşındayım, 2 evlat 2 torun sahibiyim. Milletvekili eşiyim, babam profesördü. Aile yaşamım, eğitim nedeniyle Adnan Bey ve arkadaşlarımı takdir edebilecek donanımdayım.

Adnan Bey şimdiye kadar tanıdığım en ahlaklı insandır. Yanından ayrılmayı düşünmüyorum. Bize, 'dağılın' diyorlar. Biz Allah'ın emri olduğu ve suç işlemediğimiz için dağılmayacağız." dedi.

"Adnan Oktar davası Ergenekon, Balyoz gibi bir kumpas davasıdır"

Gülay Pınarbaşı savunmasında, "Hukuka olan inancım yeniden yeşerdi. İstinaf esastan bozdu. Gerçekten kapı gibi bozma oldu. 4 yıl boyunca tehdit aldım. 'Etkin pişman ol, Adnan Oktar'dan şikayetçi ol, başka türlü kurtulamazsın' dediler.

İstinaf hakimlerini bu cesur kararı aldıkları için kutluyorum. Aynı cesareti sizden de bekliyorum. Silahlı suç örgütü değiliz. Bizden örgüt çıkmaz. Allah'ın varlığını bilimsel olarak anlatan bir sivil toplum örgütüyüz.

Dosyada suç yok. Geç gelen adalet adalet değildir. Adnan Oktar davası Ergenekon, Balyoz gibi bir kumpas davasıdır. Beraatimi talep ediyorum." ifadelerini kullandı.

Davada tutuksuz olarak yargılanan sanıklar arasında yer alan avukatlar ise soruşturma izni alınmadan haklarında dava açıldığını öne sürerek davanın kendi yönlerinden durdurulmasını istedi.

Adnan Oktar davasında ikinci gün  #1

Adnan Oktar avukatları ile görüştü

Duruşmaya verilen öğle arasında Adnan Oktar kısa bir süre avukatları ile görüştü. Oktar duruşma salonunda ayrılırken sanıklar ve izleyici olarak katılan kadınlar ayağa kalkarak el sallayıp, sevgi gösterisinde bulundu. Adnan Oktar'ın ise gülümseyerek karşılık verdiği görüldü.

"Buradan da sanıkların yalan beyanlarda bulunduğunu anlayabiliriz"

Tutuksuz sanıkların beyanlarından sonra müşteki avukatlarına söz verildi. Müşteki avukatı, "BAM'ın vermiş olduğu karar hukuka aykırıdır. Müştekilerin ifadeleri kesilerek inceleme yapılmadan karar verilmiştir. Dosyada bulunmayan müştekiler ve tanıklarla yeni bir karar verilmiştir.

İstinaf mahkemesi mali suç yok demiştir. Mali suç olarak dosya içerisinde 110 ayrı Masak raporu vardır. 110 sayfa değil bakın 110 ayrı Masak raporu vardır. Bazı sanıklar savunma haklarının kısıtlandığını söyledi.

Ama kayıtlara bakıldığında bazı sanıkların 3 gün savunma yaptığını görüyoruz. Buradan da sanıkların yalan beyanlarda bulunduğunu anlayabiliriz." şeklinde konuştu.

Sanık Mert Sucu hakkında "nitelikli öldürmeye teşebbüs" suçuna ilişkin katılan polis memurları dinlendi. Polis memurları C.O.A. ve A.K.'ya görüntü izlettirilen duruşmada, kurşun isabet eden çelik yeleklerin kendilerine ait olup olmadığı soruldu. Polis memurları, görüntülerde görülen kurşun isabet etmiş çelek yelekli polislerin kendileri olduğunu söyledi.

Adnan Oktar davasında ikinci gün  #2

"Direkt kapıyı hedef alırcasına art arda ateş etti"

Operasyonda, kapının açılması için birkaç defa seslendiklerini söyleyen polis C.O.A, "İçeride bulunan Mert Sucu, 'Açıyorum tamam.' dedi. İçeride biri olduğunu o şekilde öğrendik. Bizim kapının arkasında olduğumuzu bilmesine rağmen o süre zarfında muhtemelen silahını dolduruyormuş.

Direkt kapıyı hedef alırcasına art arda ateş etti. Birisi sırtıma denk geldi, birisi tabanca şarjörüne denk geldi, içerideki mermiyi patlattı. İçeride masum biri, kadın, çocuk olabilir diye, rastgele ateş etmiyoruz.

Masum bir insan olabilir içeride diye içeriye atışla cevap vermedik. Sırtımı dönerek, eğilerek dışarı çıktım. Kendisini farklı bir ekibimiz mermisi bitince teslim aldı." dedi.

"Korku refleksiyle 5-6 el ateş ettim, ondan sonra durdum"

Tutuklu sanık Mert Sucu, odasının dışından şiddetli şekilde bağrışma sesleri geldiğini belirterek, "Ne olduğunu tahmin edemedim. Ses duyuyorum, kimseyi görmüyorum. Bizim camiamıza IŞİD, PKK olsun birçok tehdit var. Son zamanlarda da çok tehdit vardı.

Korku refleksiyle 5-6 el ateş ettim. Ondan sonra durdum. Polis oldukları için çok rahatladım. 'Kusura bakmayın. Yanlış oldu. Pardon, teslim oluyorum' dedim ve hemen hızlıca çıkıp elimi kaldırdım, teslim oldum." ifadelerini kullandı.

Adnan Oktar davasında ikinci gün  #3

"Biz sabah saatlerinde operasyon düzenlemeye gittik"

Olayla ilgili tanık olarak dinlenen polis memuru H. A. ise, "Biz sabah saatlerinde operasyon düzenlemeye gittik. Burası villanın müştemilatı, şahsın kaldığı yer. 3 kişi girdik buraya.

Cam buzlu camdı, içerideki kişi görülüyordu. İçeride hareket ediyordu, 'Aç kapıyı polis' diye bağırdık, 'Geliyorum' dedi ama kapıyı açmadı. Hareket ediyordu. 'Kapıyı kıralım biz alalım' dedik.

Bir kere koçbaşıyla vurduk, ateş etti. C.O.A.'nın çelik yeleğine isabet etti, kucaklayıp dışarı attım, A.K, içeride kaldı. Bir şarjör, seri bir şekilde ateş edildi." diye konuştu.

Duruşma yarın devam edecek

DHA'Nın haberine göre; mahkeme heyeti, duruşmanın yarın sabah saat 10.00'da devam edileceğini belirterek bugünkü duruşmayı sonlandırdı.

Mahkeme başkanı, yarın birleşen iddianamede ki iki sanığın savunmalarının alındıktan sonra sanık ve avukatların taleplerinin alınacağını söyledi.

Adnan Oktar davasında ikinci gün  #4

Avukatlık asgari ücret tarifesi belirlendi

Avukatlık asgari ücret tarifesi belirlendi

Avukatlara hukuki yardımlar, davalar, yürütülecek iş ve işlemler karşılığında ödenecek yeni ücretler belirlendi. Buna göre ortalama yüzde 110 oranında bir artış oldu.

Avukatlık asgari ücret tarifesi belirlendi

Türkiye Barolar Birliği (TBB) tarafından hazırlanan Yeni Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ tarafından onaylandı.

Bozdağ’ın onayladığı ücretlendirme tarifesi Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe girdi.

Buna göre, büroda sözlü danışmanlıkta ilk bir saat için bin 200, takip eden her saat için 700 lira, çağrı üzerine gidilen yerde sözlü danışmanlıkta ilk bir saate kadar 2 bin 500, izleyen her saat için bin 300 lira, her türlü dilekçe, ihbarname, ihtarname ve protesto düzenlenmesinde bin 900, kira sözleşmesi ve benzeri belgelerin hazırlanmasında 2 bin 300, tüzük, yönetmelik, miras sözleşmesi, vasiyetname, vakıf senedi gibi belgelerin hazırlanmasında 10 bin lira avukatlık ücreti alınacak.

Uluslararası yargı yerlerindeki duruşmasız işlerde 33 bin 300, duruşmalı işlerde 57 bin 600 lira avukatlık ücreti ödenecek.

Ağır ceza mahkemelerinde davalar için 17 bin 400 lira avukatlık ücreti alınacak

Ceza soruşturma evresindeki işler için 2 bin 800, sulh hukuk mahkemelerindeki davalar için 5 bin 500, sulh ceza ve infaz hakimliklerinde takip edilen davalar için 4 bin, asliye mahkemelerindeki davalar için 9 bin 200, ağır ceza mahkemelerindeki davalar için de 17 bin 400 lira avukatlık ücreti alınacak.

Yargıtayda görülen ilk derece davalar için 17 bin 800 lira, Yargıtay, Danıştay ve Sayıştayda temyiz yoluyla görülen işlerin duruşması için 8 bin 400 lira avukatlık ücreti ödenecek.

Tarifeyle, diğer yargı yerlerindeki iş ve işlemler ile diğer hukuki yardımlar karşılığında ödenecek ücretlerde de belirli oranlarda artış yapıldı.

Avukatlık asgari ücret tarifesi belirlendi #1

Ortalama yüzde 110 artış

Türkiye Barolar Birliğinden yapılan açıklamada da yeni tarifede maktu ücretlere ilişkin önceki tarifenin yayımı sonrası oluşan mali tablo dikkate alınarak çeşitli kalemlerde yüzde 70 ile yüzde 199 arasında olmak üzere ortalama yüzde 110 artış yapıldığı bildirildi.

AA'nın aktardığına göre tarifede duruşmasız işler için yapılan artışa ek olarak, duruşmalı işlerin ücretlerinin, duruşmasız işlerin iki katı olarak belirlendiği kaydedildi.

Avukatlık asgari ücret tarifesi belirlendi #2

Antalya'da, 'deli raporu' alan eski eşinden ne nafaka ne tazminat alabildi

Antalya'da, 'deli raporu' alan eski eşinden ne nafaka ne tazminat alabildi

Eski eşine verilen ‘deli raporu’ nedeniyle boşanma davasının ardından nafaka alamadığını belirten 1 çocuk annesi Nilüfer Y., verilen raporların doğru olmadığını ve araştırılması gerektiğini söyledi.

Antalya'da, 'deli raporu' alan eski eşinden ne nafaka ne tazminat alabildi

Antalya’da ikamet eden 44 yaşındaki Nilüfer Y., 22 yıl önce evlendiği ve bir çocuk sahibi olduğu C.Ç. isimli şahıs ile gayrimenkul nedeniyle tartışmalar yaşamaya başladı.

Mülk kavgası nedeniyle mahkemelik olan çiftin davası 4 yıl sürdü. Dava sürerken, mülk kavgasından sıkıldığını belirten eşi evi terk etti.

Ardından C.Ç.’nin ailesi, Nilüfer Y. ile karşı karşıya kaldı. İHA’nın haberine göre; çocuğunun haklarını almak isteyen Nilüfer Y. ile ağabey ve aile arasında hukuk mücadelesi başladı.

‘Akıl sağlığı yerinde değil’ raporlarının araştırılmasını istedi

Eşinin adına çıkarılan ‘akıl sağlığı yerinde olmadığına dair’ raporlarla mağdur olduğunu söyleyen Nilüfer Y., evliyken kazandıkları malları ve çocuğunun haklarını almak için hukuk mücadelesi başlattı.

Mal paylaşımı davasının sonuca ulaşmasını isteyen Nilüfer Y., eski eşine verilen sağlık raporların araştırılmasını istedi.

“Bir sürü kurumdan alınmış bir akıllı raporu bir de deli raporu var”

Yaşadıklarına anlam veremediğini belirten Nilüfer Y., 20 yıldır bitmeyen bir dava içinde olduğunu söyleyerek şu açıklamalarda bulundu:

“Tespit ettiğimiz bir şey var ki eski eşimin hiçbir zaman akıl hastası olmadığıdır. 2007’de akıl hastası ilan ediliyor, asla düzelemez deniliyor. 2018 yılında bir aile mahkemesinde yargılamanın iadesini yaptığımızda ise akıl hastası olmadığı ortaya çıkıyor.

Buradan şunu anlıyoruz, bir sürü kurumdan alınmış bir akıllı raporu bir de deli raporu var ama SGK’dan kimlik numarasıyla bakıldığında böyle raporlarının olmadığı görülüyor. Buradan bir bakıma suç duyurusunda bulunuyorum, çünkü ben bu uğurda 2015 yılında darbedildim ve bunlarla bağlantıları olduğunu söylediğimiz halde suçlular sokakta gezdi. Ben mağdurum, bir dava 20 yıl sürmez ama bu tarz evraklarla davamı oyalamışlardır.”

Antalya da,  deli raporu  alan eski eşinden ne nafaka ne tazminat alabildi #1

“Oğlum 4 yaşındaydı, şu an 20 yaşında”

Eski eşinin çok zengin olduğunu ifade eden Nilüfer Y., “Oğlum ve beni mağdur etmek, hiçbir şey vermemek, nafakadan yoksun kılmak. Bu raporlarla mal rejiminin içini boşaltmışlar. Antalya SGK’ya yazı yazılsa kimlik numarasından hiçbir raporun olmadığı görülecektir. Maddi manevi zorluklar yaşadım; 20 yıldır adliyeye gidip geliyorum. Avukatlara döktüğüm para cabası, emeğim gitti. Oğlum 4 yaşındaydı, şu an 20 yaşında ve hukuk okuyor." diye konuştu.

“Müvekkilim hiçbir maddi manevi tazminat ve nafaka alamadan dava bitmiştir”

Nilüfer Y.’nin avukatı Musa Baş, 4 yıldır müvekkilinin avukatlığını yaptığını belirterek şu sözleri kaydetti:

“2006 yılında müvekkilim eşine karşı boşanma davası açmıştır. Boşanma davası devam ederken, bilindiği gibi aile mahkemelerinde kadın güçsüz olduğu için mahkemeler daha çok kadını koruma refleksi ile hareket eder. Bundan dolayı herhangi bir nafaka ve tazminat ödenmemesi için karşı taraf, Antalya 1. Sulh Hukuk Mahkemesi’ne başvurmuştur.

Bu mahkemede akıl sağlığının yerinde olmadığı iddia edilmiş yani halk tabiri ile deli raporu alınmıştır. İki tane kurumdan bu raporlar alınmıştır, birisi Manisa Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nden diğeri ise Akdeniz Üniversitesi’nden.

Bu şekilde kısıtlanmıştır ve vasi tayin edilmiştir. 2013 yılında boşanma davası bitmişken 2014 yılında ise kesinleşmiş ve müvekkilim hiçbir maddi manevi tazminat ve nafaka alamadan dava bitmiştir. Daha sonra bu davadan mal rejimi ayrılma kararı verilip davaya devam edilmiştir.”

“Hiçbir şekilde tedavi edilemeyen bir kişinin iyileştiği yönünde rapor verildi”

2018 yılından aniden eski eşinin ağabeyi tarafından Sulh Ceza Mahkemesine, “Benim kardeşim iyileşmiştir." diye talepte bulunulduğunu dile getiren Baş, “Bunun üzerine mahkeme tekrardan Adli Tıp Kurumu'na sevk ediyor. Üniversite, Adli Tıp Kurumu hatta doktorlardan biri de aynısıdır. Bu kişi aynı heyet halinde, ‘Akıl sağlığı yerindedir’ şeklinde rapor almıştır. Tıp tarihinde görülmemiş bir şekilde, yani aslında deli olan ve hiçbir şekilde tedavi edilemeyen bir kişinin iyileştiği yönünde rapor verildi. Bunun üzerine kısıtlılık kararı kaldırılmıştır. Biz de aile mahkemesine yargılamanın iadesi davası açtık. Bu dava ise Adli Tıp Kurumu'na sevk edildi. Aslında bu kişinin doğuştan bir akıl hastası olmadığını, tedavi edilemez şekilde bir rahatsızlığının bile olmadığını Adli Tıp Genel Kurul 4’üncü İhtisas Dairesi net bir şekilde karara bağlamıştır ve önceki alınan raporlarının gerçek olmadığı ortaya çıkmıştır. Müvekkilim daha önce şikayetlerde bulunmuş, hep takipsizlik kararı verilmiş. Biz de bu rapor üzerine tekrar şikayette bulunduk. Bu defa da aynı kurul, şikayeti üniversite yönetimine ileterek bizim sahtecilik iddiamızı sürüncemede bırakmıştır. 20 yıldır çözülemeyen dava bu şekilde sonuca gitmiştir.” ifadelerini kullandı.

“Bir defa bile bir hastaneye gidip gözetim altında tutulduğu yok”

Yargıtay’da olan mal rejimi davasının sonuçlarını beklediklerini ifade eden Musa Baş, “Buradaki yargılamanın iadesi davası da daha önce rapor veren doktorlar ile ilgili şikayetlerimiz nedeni ile Akdeniz Üniversitesi Rektörlüğü'nün soruşturulmasını beklemektedir. Biz beklenilmesi yönünde sürekli mahkemelerde müracaata ve savcılığa ihbarlarda bulunuyoruz. Şu anda onun sonucunu bekliyoruz. SGK ve kurul kayıtlarına bakıldığında da bu kişinin bir gün bile yatarı yok, bir defa bile bir hastaneye gidip gözetim altında tutulduğu yok. Bir kişiye doğuştan akıl hastası diyebilmek için bir yerde tedavi olmuş olması gerekir, kurumlarda bir ilaç kaydı olur veya gözetim altında olur. Bunların hiçbirisi kayıtlarda yok.” açıklamasında bulundu.

İzmir’de cinsel istismar davasında ‘rızası var’ kararı, istinaf tarafından onaylandı

İzmir’de cinsel istismar davasında ‘rızası var’ kararı, istinaf tarafından onaylandı

15 yaşındaki V.T.’ye cinsel istismarda bulunduğu ileri sürülen Nutku Can A., V.T.’nin rızası olduğu gerekçesi ile 2 yıl 1 ay hapis cezası aldı. Karar, istinaf mahkemesinde onandı.

İzmir’de cinsel istismar davasında ‘rızası var’ kararı, istinaf tarafından onaylandı

İstanbul’dan İzmir’e 2019’da konferans için gelen lise öğrencisi V.T. (15), aile dostu olan P.Ş. isimli bir şahısla barda buluştuktan evine gitti. V.T.'nin ifadesine göre, saat 02.30 sıralarında Nutku Can A. (24) da aynı eve geldi.

Nutku Can A.’nın önce masaj yapmayı teklif ettiğini, boynunu ovarken öptüğünü iddia eden V.T., rahatsız olup başka bir odaya geçtiği söyledi.

DHA’nın haberine göre; Nutku Can A.'nın istemediği halde odasına geldiğini söyleyen V.T., "Kıyafetlerini çıkardı, ben istemediğimi tekrar söyledim. Yanıma geldi üzerime uzandı. Benim üzerimi de çıkardı. Ben yeniden istemediğimi söyledim, 'Yapma' dedim. Daha önce yaşamadın mı dedi, yaşamadığımı söyledim. Daha sonra birlikte olduk, ben sesimi çıkaramadım.

“Yaptığım şeylerin farkında değildim”

Bana duş al dedi, ben istemediğimi söyledim. Numaramı istedi ve kendi telefonundan aradı. Balkonda içki içtiğimizde kendimi iyi hissetmiyordum. Yaptığım şeylerin farkında değildim. Ertesi gün idrarımı yaparken kan geldiğini gördüm." dedi.

Sanığa, 2 yıl 1 ay hapis cezası verildi

Şikayet üzerine Nutku Can A. hakkında, 'çocuğa cinsel istismar' suçundan Karşıyaka 1'nci Ağır Ceza Mahkemesi'nde dava açıldı. Mahkeme heyeti, V.T.'nin alkollü olduğu için kendinde olmadığı, bu nedenle zihnen ve bedenen cinsel saldırıya direnemediği şeklinde verdiği ifadeyle, olay anına ilişkin detaylı anlatımının birbiriyle çeliştiğini belirtti.

Nutku Can A., 'mağdurun rızası' olduğu gerekçesiyle 2,5 yıl hapse çarptırıldı. Heyet, suç vasfını 'reşit olmayanla cinsel ilişki' olarak değiştirip, verdiği cezayı da sanığın 'geleceği üzerindeki etkilerini' dikkate alıp 2 yıl 1 ay hapse indirdi.

Dosya istinafa taşındı

V.T.’nin avukatları karara itiraz etti. Müvekkillerinin hileyle iradesinin ortadan kaldırıldığını ve bu durumun yasada cezanın ağırlaştırılması gerektiğini savunan avukatlar, bu maddenin ihlal edildiğini savundu. İtiraz üzerine dosya İstinaf Mahkemesi'ne taşındı.

‘Karar, usule ve esasa aykırı değil’

Dosyayı inceleyen İzmir Bölge İdare Mahkemesi 20'nci Ceza Dairesi, kararın vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığını, mahkemenin kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığına kanaat getirdi.

Başvurunun kesin reddine karar verildi

Ceza dairesi, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığına, cezaların da kanuni bağlamda verildiğine de dikkati çekti.

Ceza dairesi, tüm bu gerekçelerle oy birliğiyle istinaf başvurusunun kesin olarak reddine karar verdi.

İzmir’de cinsel istismar davasında ‘rızası var’ kararı, istinaf tarafından onaylandı #1

Murat Kurum'dan Ankapark açıklaması: Belediyenin önünde iki seçenek var

Murat Kurum'dan Ankapark açıklaması: Belediyenin önünde iki seçenek var

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Bitlis’te yaptığı konuşmada Ankara'da dava süreci devam eden Ankapark hakkında açıklamalarda bulundu.

Murat Kurum'dan Ankapark açıklaması: Belediyenin önünde iki seçenek var

Ankara'nın Disneyland'ı olması hedeflenerek yapılan Ankapark, davalık olmuştu.

Ankapark'ın dava süreci devam ederken mahkeme tarafından henüz kesin bir karar verilmedi.

Ankara Büyükşehir Belediyesi ile işletmeci firma arasında süren dava nedeniyle kapalı kalmaya devam eden parkın geleceği merak konusu olmaya devam ediyor.

Bakan Kurum'dan Ankapark açıklaması

Ankapark ile ilgili belediyeden herhangi bir resmi açıklama yapılmazken, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Bitlis’te katılım sağladığı Temel Atma ve Toplu Açılış Töreni'nde konuya değindi.

Bakan Kurum, meselenin sadece "Ankapark meselesi" olmadığını ifade etti.

AA'nın haberine göre; Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin önünde iki seçeneğin olduğunu belirten Murat Kurum, konunun sonuna kadar tapikçisi olacaklarını söyledi.

Murat Kurum'dan Ankapark açıklaması: Belediyenin önünde iki seçenek var

Murat Kurum dan Ankapark açıklaması: Belediyenin önünde iki seçenek var #1

Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, yaptığı konuşmada şu ifadelere yer verdi;

"Bu mesele, bir zihniyet meselesidir"

"Bu mesele sadece bir Ankapark meselesi değildir. Bu bir zihniyet meselesidir, CHP zihniyeti meselesidir.

Üzülerek görüyoruz ki Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı da CHP zihniyetine çok kolay intibak etmiş; bu zihniyetin kodlarına, geleneklerine, tarihine o da mahkûm olmuştur.

Murat Kurum dan Ankapark açıklaması: Belediyenin önünde iki seçenek var #2

Belediyenin önünde iki seçenek var

Şimdi Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin önünde iki seçenek var. Ya geçmişi, mahkeme süreçlerini, park ile ilgili yersiz tartışmaları, sosyal medya algı çalışmalarını bir kenara bırakacaksınız. Ankaralı kardeşlerimizin rızasıyla yapılan bu projeyi vatandaşlarımızın hizmetine sunacak, binlerce Ankaralı gencimize istihdam sağlayacaksınız. Burayı yükselen Ankara’mızın en güzide mekânlarından biri haline getireceksiniz. Ya da yine her fırsatta arkasına sığındığınız engelleniyoruz yalanına sarılacak, burayı bir çöküntü alanı olarak bırakacaksınız.

Murat Kurum dan Ankapark açıklaması: Belediyenin önünde iki seçenek var #3

"Sorularımızın cevaplarını milletimiz gibi merakla bekliyoruz"

Şimdi soruyorum. Bu iki seçenekten hangisini tercih edeceksiniz? Bu alanı yüz binlerce Ankaralı’nın hizmetine mi sunacaksınız? Yoksa 3 yıldır olduğu gibi burayı çürümeye mi terk edeceksiniz? Burayı, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da siyasi ikbaliniz için bir malzeme olarak kullanmaya devam mı edeceksiniz?

Biz bu sorularımızın cevaplarını milletimiz gibi merakla bekliyoruz. Bunun sonuna kadar da takipçisi olacağız.

"Hiçbir alanın sahipsiz kalmasına asla müsaade etmedik"

Açık ve net söylüyorum. Biz bugüne kadar Bitlisimizde, İstanbulumuzda, Ankara’mızda, 81 ilimizde hiçbir alanın sahipsiz kalmasına asla müsaade etmedik, bundan sonra da müsaade etmemizi kimse bizden beklemesin!"

Murat Kurum dan Ankapark açıklaması: Belediyenin önünde iki seçenek var #4

Murat Kurum dan Ankapark açıklaması: Belediyenin önünde iki seçenek var #5

Murat Kurum dan Ankapark açıklaması: Belediyenin önünde iki seçenek var #6

Murat Kurum dan Ankapark açıklaması: Belediyenin önünde iki seçenek var #7

Murat Kurum dan Ankapark açıklaması: Belediyenin önünde iki seçenek var #8

Murat Kurum dan Ankapark açıklaması: Belediyenin önünde iki seçenek var #9

Murat Kurum dan Ankapark açıklaması: Belediyenin önünde iki seçenek var #10

Murat Kurum dan Ankapark açıklaması: Belediyenin önünde iki seçenek var #11

Murat Kurum dan Ankapark açıklaması: Belediyenin önünde iki seçenek var #12

Murat Kurum dan Ankapark açıklaması: Belediyenin önünde iki seçenek var #13

Twitter-Musk davasının görüleceği tarih belli oldu

Twitter-Musk davasının görüleceği tarih belli oldu

Sosyal medya şirketi Twitter'ın yaklaşık 44 milyar dolarlık satın alma anlaşmasını feshettiği için Tesla ve SpaceX'in Üst Yöneticisi Elon Musk'a açtığı davanın ekim ayında görülmesi kararlaştırıldı.

Twitter-Musk davasının görüleceği tarih belli oldu

Twitter'ın Elon Musk'a karşı açtığı davada ilk duruşma, Delaware Eyaleti'ndeki Chancery Mahkemesinde yapıldı.

Dava eylülde görülecek

Söz konusu duruşmada, Twitter, halka açık bir şirket olarak geleceğine ilişkin belirsizlikten zarar görebileceğini savunarak davanın eylülde görülmeye başlamasını talep ederken, Musk'ın avukatları bu tarihin şubat veya sonrasına ertelenmesini istedi.

Hakim Kathaleen St. Jude McCormick, davanın bir an önce çözülmesi gerektiğini belirterek, ekim ayında görülmeye başlanmasına karar verdi.

Musk'ın anlaşmayı feshettiği 8 Temmuz'da bildirilmişti

Twitter, 44 milyar dolarlık satın alma anlaşmasını feshettiği için Elon Musk'a geçen hafta dava açmıştı.

Musk'ın, sosyal medya şirketi Twitter'ı satın alma anlaşmasını birden çok hükmünün ihlalini gerekçe göstererek feshettiği 8 Temmuz'da bildirilmişti.

Musk'ın avukatları, ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonuna (SEC) yapılan bildirimde, Twitter'ın, şirketin iş performansı için önemli olan platformdaki sahte veya spam hesaplarla ilgili birden fazla bilgi talebine yanıt vermediğini veya yanıtlamayı reddettiğini belirtmişti.

Twitter'ın avukatı William Savitt tarafından Musk'ın avukatı Mike Ringler'e gönderilen mektupta ise Musk'ın anlaşmayı feshinin "geçersiz ve haksız" olduğu, bunun anlaşma kapsamındaki yükümlülüklerin reddedildiği anlamına geldiği ifade edilmişti.

Musk'ın 44 milyar dolarlık satın alma anlaşmasını feshetmesi sonrası Twitter'ın hisse değeri, nisanda yapılan hisse başına 54,2 dolarlık teklifin altına inmişti.

Twitter-Musk davasının görüleceği tarih belli oldu #1

Ankara'da arkadaşına kefil olması sonucu haczedilen taksisini geri aldı

Ankara'da arkadaşına kefil olması sonucu haczedilen taksisini geri aldı

Bekir Aydoğan, çocukluk arkadaşı H.Ç.'nin bankadan çektiği 3 ayrı krediye kefil oldu. Fakat borç ödenmeyince taksisi, haczedildi. Aydoğan baba yadigarını, 4 yıl süren hukuk mücadelesiyle geri aldı.

Ankara'da arkadaşına kefil olması sonucu haczedilen taksisini geri aldı

Ankara'da 30 yıldır taksicilik yapan 52 yaşındaki Bekir Aydoğan, 2008 yılında çocukluk arkadaşı H.Ç.'nin bankadan çektiği 315 bin TL krediye kefil oldu.

H.Ç., Aydoğan'ın imzaladığı genel kredi sözleşmesinden faydalanıp yine onu kefil göstererek 3 ayrı kredi daha çekti.

H.Ç., borcun bir kısmını ödedikten sonra ortadan kaybolunca banka Bekir Aydoğan'dan kalan 940 bin TL'yi ödemesini istedi.

Dava açtı

Parayı ödeyemeyen Aydoğan'ın babasından kalan taksisine haciz konuldu. Aydoğan, Ticaret Mahkemesi'nde haczin kaldırılması talebiyle menfi tespit davası açtı.

Mahkeme, 4 yıl sonra kefaletin bittiği gerekçesiyle haczi kaldırdı. Aydoğan, şimdi de haksız ihtiyati haciz nedeniyle 4 yıl boyunca taksisini kullanamadığı için oluşan zararına karşılık banka aleyhinde maddi manevi tazminat davası açtı.

Ankara da arkadaşına kefil olması sonucu haczedilen taksisini geri aldı #1

"Kimse kimseye kefil olmasın"

Bekir Aydoğan, çocukluk arkadaşının oyununa geldiğini söyleyerek, "Yıllardır iş yaptığım bir arkadaştı. Bana 2008 yılında geldi. İşlerinin kötü olduğunu söyledi. 'Kefil olur musun' dedi. Olmayacağımı söyledim.

Belli bir müddet sonra tekrar geldi, yine reddettim. 3’üncüde artık vicdanen mi basiretim mi bağlandı bilmiyorum, dayanamadım kefil oldum. Bunun cezasını çok ağır bir şekilde ödedim. Halen de ödemeye devam ediyorum.

Kimse kimseye kefil olmasın. Gücenecekmiş, darılacakmış bunlar akıllarına gelmesin. Ben çok ağır bir şekilde sınandım. Çok şükür mahkemede kazandım. Lehime karar verdiler." dedi.

Ankara da arkadaşına kefil olması sonucu haczedilen taksisini geri aldı #2

"Okumadan imzaladım ve başıma bunlar geldi"

DHA'nın haberine göre; Aydoğan, bankaya gittiğinde imzaladığı sözleşmenin kitap halinde olduğunu anlatarak, "Hiçbir şekilde okuyamadık. Okuması da çok zordu. 1 gününü alır okumak isteyenin.

Okumadan imzaladım ve başıma bunlar geldi. Banka şube müdürü kefilliğimin devam ettiğini, müşterilerine açık çek olarak sözleşme yaptıklarını ve sözleşmeyi okumadığımızı söyledi.

Aracım 4 yıl yediemin otoparkında yattı. Çok şükür mahkeme sonuçlandı. Ondan sonra arabamızı çıkarttık, işimize devam ediyoruz. Bankaya bir de tazminat davası açtım." diye konuştu.

Ankara da arkadaşına kefil olması sonucu haczedilen taksisini geri aldı #3

Ankara da arkadaşına kefil olması sonucu haczedilen taksisini geri aldı #4