İslam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İslam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Annemarie Schimmel'ın kaleminden İslam'ın Kısa Tarihi kitabı

Annemarie Schimmel'ın kaleminden İslam'ın Kısa Tarihi kitabı

Tarihçi ve yazar Annemarie Schimmel'ın yazdığı İslam'ın Kısa Tarihi adlı kitap, İslam dinine farklı bir bakış açısı sunuyor.

İslam çalışmaları uzmanı Annemarie Schimmel, i̇slam’a dai̇r bi̇lgi̇leri̇ derledi̇ği̇ bu ki̇tabıyla, geleneksel i̇slam tari̇hi̇ görüşünü yansıtır. İslamı, teoloji̇k olarak geli̇şi̇mi̇ni̇ ve geleneği̇n tari̇h boyunca temel taki̇pçi̇leri̇ni̇ açık ve güveni̇li̇r bi̇r şeki̇lde sunar.

Son ve dört ilahi dinlerden olan İslam, uzun bir mücadele sonucunda kabul ettirildi ve bu uğurda savaşlar oldu, nice insan öldü. İslam'ın bilinmeyen pek çok yönünü Annemarie Schimmel'ın kaleminden okuyacaksınız.

Annemarie Schimmel ın kaleminden İslam ın Kısa Tarihi kitabı #1

Sayfa: 165

İslam'ın ortaya çıkışı

İslamın ortaya çıkışından i̇ti̇baren müslümanların dünyasındaki̇ mevcut deği̇şi̇m süreci̇ne ve son geli̇şmelere deği̇ni̇r Annemarie Schimmel, i̇slamın karmaşık ve çok yönlü tari̇hi̇ni̇n özenli̇ bi̇r i̇ncelemesi̇ olan bu ki̇tapta i̇slam hakkında müslüman olmayan toplumlarda hüküm süren popüler ve hatalı görüşlere de açıklık geti̇rmektedi̇r.

Muharrem ayında meydana gelen önemli olaylar nelerdir? Muharrem ayı ne zaman bitecek?

Muharrem ayında meydana gelen önemli olaylar nelerdir? Muharrem ayı ne zaman bitecek?

Muharrem ayında yaşanan önemli olaylar ve Muharrem ayının ne zaman biteceği konusu gündem oldu.İşte Muharrem ayı ile ilgili merak edilenler..

Muharrem ayında meydana gelen önemli olaylar nelerdir? Muharrem ayı ne zaman bitecek?

Muharrem ayı islam inancına göre, birçok mucizevi ve önemli olayın yaşandığı aylardan bir tanesi olarak kabul edilir.Müslümanlar tarafından her yıl ibadet ile geçirilen Muharrem ayının bu sene ne zaman başlayıp biteceği merak konusu oldu.

2022 yılında Muharrem ayı 30 Temmuz tarihi itibariyle başladı.Bu ay içerisinde yapılacak ibadetler ve bu ayın faziletleri araştırılmaya başlandı.Peki Muharrem ayında yaşanan önemli olaylar nelerdir ve Muharrem ayı ne zaman sona erecek? İşte merak edilenler..

Muharrem ayında meydana gelen önemli olaylar nelerdir? Muharrem ayı ne zaman bitecek? #1

Muharram ayında yaşanan önemli olaylar

- Hz. Adem'in işlediği günahtan sonra ettiği tövbesinin kabul olması

- Hz. İdris'in diri şekilde göğe yükseltilmesi

- Hz. Nuh'un gemisinin tufandan kurtulması

- Hz. İbrahim'in ateşte yanmaması

- Hz. Yakup'un oğlu Yusuf'a kavuşması

- Hz. Eyyub’un hastalıklarının iyileşmesi

- Hz. Musa’nın Kızıldeniz'den geçip İsrailoğulları'nı firavun'dan kurtarması

- Hz. Yunus’un balığın karnından çıkması

- Hz. İsa'nın doğumu ve ölümden kurtarılıp göğe yükseltilmesi

- Hz. Muhammed'in Mekke'den Medine'ye hicreti

Muharrem ayı ne zaman bitecek?

Hicri Yılbaşı olarak kabul edilen Muharrem ayı bu yıl 30 Temmuz tarihinde başladı. Bu mübarek ay 27 Ağustos 2022 tarihinde bitecek.

Aşure günü ne zaman başlıyor? Aşure günü başlangıç tarihi...

Aşure günü ne zaman başlıyor? Aşure günü başlangıç tarihi...

2022 yılında aşure günü ne zaman başlayacak? İşte merak edilen o tarih..

Aşure günü ne zaman başlıyor? Aşure günü başlangıç tarihi...

Muharrem ayına girdiğimiz şu günlerde en çok merak edilen ve araştırılan konuların başında aşure gününün ne zaman olduğu konusu geliyor.

Müslümanlar için önemli bir yere sahip olan aşure günü birlik, beraberlik ve bereket açısından oldukça büyük bir öneme sahiptir.

Diyanet İşleri'nin takvimine bakıldığında aşure gününün hangi tarihlerde başlayıp bittiğini öğrenmek mümkün.Peki aşure günü ne zaman başlayacak?

Aşure günü ne zaman başlıyor? Aşure günü başlangıç tarihi... #1

Aşure günü ne zaman?

Aşure günü her yıl Muharrem ayının 10.gününde idrak edilmeye başlamaktadır. Bu yıl aşure günü 8 Ağustos tarihinde başlıyor.

Doğu Türkistan'da Ramazan Çin baskısıyla gölgelendi

 


Doğu Türkistan, bir Ramazan ayını daha Çin yönetiminin baskı ve kısıtlamalarının gölgesi altında geçiriyor.

Başta Uygur Türkleri olmak üzere bölgede yaşayan Müslümanların büyük bir kısmı, oruç tutmak dahil olmak üzere İslami faaliyetlerde bulunamıyor.

Özellikle devlet memurlarının ve öğrencilerin, ayrıca kamusal alanda çalışan kişilerin oruç tutmasına izin verilmediği biliniyor.

Tesettür ve sakal gibi İslami uygulamaların yasak olduğu bölgede, vakit namazları ve teravihler de Çin hükümetince izin verilen ölçüde kılınabiliyor.

Çin, genel olarak sadece belli bir yaşın üzerindeki kişilerin camiye giderek namaz kılmasına izin veriyor.

Namaz kıldığı ve oruç tuttuğu anlaşılan kişiler de takip altına alınarak, Çin'in "yeniden eğitim kampı" olarak adlandırdığı toplama kamplarına gönderiliyor.

Bu Ramazan ayında da benzer uygulamaların devam ettiği, her yerleşimde belirli sayıda kişinin oruç tutmasına izin verildiği belirtiliyor.


Uygur aktivist Abdulgani Sabit, daha önce Mepa News'e verdiği röportajda, bölgede Ramazan ayına dair şu ifadeleri kullanmıştı:


"Devlet için çalışan işçiler, öğretmenler gibi kişiler, öğrenciler ve 18 yaşın altındakiler Ramazan’da oruç tutamıyor. Bu Çin yönetimi tarafından emrediliyor.Eğer bu insanlardan herhangi biri yerel müfettişler tarafından fark edilirse orucu zorla bozduruluyor, maaşları kesiliyor vs. Daha sonra, eğer oruç tutmakta ısrar ederlerse hapis, işçi eğitimine gönderilme yahut işten kovulma gibi farklı önlemlerle cezalandırılıyorlar. Fakat bazı insanlar gizlice oruç tutabiliyor.


Çiftçilere gelince, Ramazan sırasında oruç tutabiliyorlar, ancak İslami faaliyetleri Komünist parti üyelerinin sıkı kontrolü altında. Ve aynı zamanda Komünist parti liderleri, genç insanlardan yahut devlet çalışanlarından namazlara katılan olup olmadığını izliyor.


Ek olarak, sözde özgürleştirmelerinden bu yana, yerel yönetim Komünist partiyi ve Doğu Türkistan halkına yönelik “faydalı” politikalarını övmek için propaganda tarzı şarkı söyleyip dans etme etkinlikleri düzenliyor.


Aynı zamanda, yerel camilerde halk ulusal bayrak göndere çekme seremonisine de katılmak zorunda. Okul çocukları, Çin ulusal bayrağı seremonisine katılmak için bayram tatillerinde, cuma günleri ve hatta yaz ve kış tatili dönemlerinde okula gitmek zorunda."


Kaynak: Mepa News



Lâik-paganistler Selçuk Bayraktar’ı hedef aldı

 


Eser vermeyen, verilene saygı göstermeyen ahraz takımı hasetten Selçuk Bayraktar’a saldırdı. Bir grup lâik paganist Selçuk Bayraktar’ın 8 sene önce attığı “Ulu önder tekdir. O da Hazreti Muhammed’dir” tivitini paylaşarak ezikliklerini ve İslâm düşmanlıklarını bir kez daha ortaya çıkardı.

Mart başından b eri Akıncı B TİHA projesiyle alâkalı haberler gündemdeydi, biz de yeni Akıncı’yı takib edip haber sitemizde sık sık yer ayırdık. 1500 HP gücündeki ilk motoruyla ilk uçuşunu yapan Akıncı B TİHA irtifa rekoru kırdı. Akıncı B, 40.170 feet yüksekliğe çıktı. Bayraktar AKINCI B, böylece yerli ve milli bir hava aracının çıktığı en yüksek irtifaya ulaşmış oldu. Önceki rekor 38.039 “feet” yükseklik ile Akıncı'nın A versiyonuna aitti.


Eser vermeyen, verilene saygı göstermeyen ahraz takımı hasetten Selçuk Bayraktar’a saldırdı. Bir grup lâik paganist Selçuk Bayraktar’ın 8 sene önce attığı “Ulu önder tekdir. O da Hazreti Muhammed’dir” tivitini paylaşarak ezikliklerini ve İslâm düşmanlıklarını bir kez daha ortaya çıkardi

Baran Dergisi


Erbaş: İslam coğrafyası savaşa, işgale ve yoksulluğa mahkum edildi

 


Pakistan’da Uluslararası İslam Üniversitesi akademisyenleri ve öğrencilere ‘İslamofobi’ konulu konferans veren Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, “İslamofobi, merhamet dini İslam’ı şiddet yanlısı gibi göstermeye çalışan karanlık bir projedir.” dedi

Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, Pakistan’ın başkenti İslamabad’da bulunan Uluslararası İslam Üniversitesi’nde akademisyen ve öğrencilere ‘İslamofobi’ konulu konferans verdi.

Bugün dünyada ‘İslamofobi’ olmadığının ‘Anti-İslamizm’ olduğunun altını çizen Başkan Erbaş, “Bugün İslam korkulan değil korkutulan, saldıran değil saldırılan bir dindir. Dolayısıyla kim korkutuyorsa, kim saldırıyorsa esasında korkulması gereken odur. Yani anti-İslamizm var ama örneğin Hinduizmofobi var, Budizmofobi var, Christianizmofobi var, Cudaizmofobi var. Müslümanlar kimseyi korkutmuyor ama Müslümanları korkutan çok fazla hem din mensubu var hem de farklı düşünceden kesimler var. Müslüman ilim adamları olarak bu anlayışı tersine çevirmeliyiz.” diye konuştu.


Erbaş, bugün küresel blokların toplum mühendisliği çalışmaları dünyayı eşi görülmemiş felaketlere sürüklediğini belirterek, “Söz konusu kaotik süreçten ise en fazla Müslümanlar etkilenmiş, İslam coğrafyası, savaşlar, işgaller, şiddet ve yoksullukla zor ve sıkıntılı süreçlere mahkum edilmiştir.” ifadelerini kullandı.


"Kur'an ve sünnetin rehberliğinde iyiliğin teminatı olmalıyız"

Erbaş, İslam’a yakıştırmaya çalışılan her türlü olumsuz imajın bertaraf edilmesi için küresel boyutta kapsamlı çalışmalar yapılması gerektiğinin altını çizerek, şu önerileri dile getirdi:


“Bu noktada bizlere düşen öncelikli görev, İslam’ın hak ve adalet anlayışını Peygamber Efendimizin (s.a.s.) çağlar üstü örnekliğini ve üstün ahlâki vasıflarını insanlık ailesinin her bir ferdine güzel bir dille, hikmetli bir üslupla sunmak için var gücümüzle çalışmaktır. Sorunlarımızı ilim, hikmet, bilgi ve marifet ile çözmektir. Kendi aramızda barışı, adaleti, merhameti ve şefkati hakim kılmaktır. Böylece yüce dinimiz İslam’ın en iyi şekilde temsil edip, anlatmak ve bu husustaki yanlış bilgi ve algıları bertaraf etmektir.


Kur’an-ı Kerim ve sünnetin rehberliğinde yeryüzünde yeniden iyiliğin teminatı olmaktır. Dolayısıyla İslam’ın sevgi ve barış yüklü mesajlarını toplum toplumumuza ve bütün toplumlarımıza insanlığa sunmak için özveriyle, fedakarlıkla, işbirliği içinde çalışmaya her zamankinden daha çok ihtiyacımız vardır. Bunun için Müslüman ülkelerin ve toplulukların, dini kurumları ve kuruluşları olarak yakın ilişkiler kurmak, sorunları beraberinde müzakere ederek çözüm üretmek, din hizmeti ve eğitimi alanında iş birliğini geliştirmek çok daha önemli hale gelmiştir.”

Yakın tarihin kara lekesi: İlk Türkçe ezan bugün okutturuldu!


İslâm’ı bu topraklardan süpürmeyi misyon edinen Batıcı Kemalist rejimin idarecileri, 30 Ocak 1932’de Ezan-ı Muhammedî’yi ilk kez Türkçe olarak Fatih Camii’nde okuttur


 İslâm’ı bu topraklardan süpürmeyi misyon edinen Batıcı Kemalist rejimin idarecileri, 30 Ocak 1932’de Ezan-ı Muhammedî’yi ilk kez Türkçe olarak Fatih Camii’nde okutturdu!


Bu sürecin akabinde Kur-an’ı Kerim’i “Türkçeleştirme” çalışmalarına başladılar.


Bir “ses sanatçısı” Dolmabahçe Sarayı’nda saz eşliğinde “ezan” okudu. M. Kemal de bu “etkinliğe” katıldı.


İslâm’ı Anadolu’dan silmek, silemiyorsa da Müslümanların anlayışlarını iğdiş etmek isteyen Batıcılar, “İslâm’da reform” başlığı altında, MEB’in öncülüğünde komisyon çalışmaları tertipledi. Komisyonun tavsiyeleri:


1- Oturacak sıraları, gardropları olan temiz, düzenli camilere ihtiyaç vardır. Halk buralara temiz ayakkabıları ile girecek.


2- Bütün dua ve hutbeler Arapça değil, ulusal dilde (Türkçe) olmalıdır. Camilerin iyi yetişmiş müzisyen ve müzik aletlerine ihtiyacı vardır. Modern ve kutsal enstrümantal müzik ihtiyacı acildir.


3- Basılı hutbe dizileri yerine, felsefe eğitimli vaizlerin yetkisinde dini rehberliğe geçilmelidir.


Diyanet İşleri Başkanlığı'nın 18 Temmuz 1932 tarihli bir genelgesi ile Türkçe ezan resmen ve tüm yurtta okutturulmaya başlanmıştır. 1941 yılında ise Arapça ezan yasağı uygulamaya konulmuştur.


1950 seçimlerinden yüzde 53 oyla birinci parti olarak çıkan Demokrat Parti, bu tarihten itibaren ezanın Arapça okunmasını istemiştir. 1950 yılından sonra Türkiye'de ezan Türkçe okunmamıştır.


Baran Dergisi

Başkan Erdoğan: Hz Adem'e uzanan dilleri koparmak bizim görevimizdir

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şarkı sözlerinde Hz. Adem ve Havva'ya yönelik tepki toplayan ifadeler kullanan Sezen Aksu hakkında açıklamalar yaptı.

Konuyla ilgili bir tepki de  Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'dan geldi.





"HZ. ADEM EFENDİMİZE KİMSENİN DİLİ UZANAMAZ"
Cuma namazını Büyük Çamlıca Camii'nde kılan Cumhurbaşkanı Erdoğan, namaz sonrası cemaate seslendi.

Aksu hakkında sert ifadeler kullanan Erdoğan, şunları söyledi:

"Hakaretlerin bini bir para. Bütün bunların karşısında dimdik duracak olanlar sizlersiniz. Hz. Adem efendimize kimsenin dili uzanamaz.

"O DİLLERİ KOPARMAK BİZİM GÖREVİMİZ"
O uzanan dilleri yer geldiğinde koparmak da bizim görevimizdir.

"HAVVA VALİDEMİZE DE DİLLER UZANAMAZ"
Havva validemize kimsenin dili uzanamaz. Onlara da had bildirmek bizim görevimizdir."